Black Mirror:Bandersnatch’ın Dedikleri

Black Mirror: Bandersnatch film izleme alışkanlıklarımızı değiştirebilir? Yoksa bu hoş bir deneyim mi?


*Yazı acımasızca spoiler içerir.

Charlie Brooker ve Annabel Jones’un 2011 yılında ortaya çıkardıkları Black Mirror, kabul görmüş bütün televizyon serilerinden farklı idi.Sezonları bir kaç bölümden oluşan, bölümler arasında ilişki/devamlılık olmayan, hatta süreleri bile birbirine farklı, ana temada teknoloji ve onun insanlara getirdiği değişimi konu olan bir seri. İngiltere’den çıkan yapım bir süre sonra Netflix çatısı altına girdi. Şu ana kadar 4 sezonu yayınlanan dizinin, çok beklenen seriden ayrı bir filmi Netflix üzerinden yayınlandı.

İnteraktif bir film yapma filmi ikiliye ilk olarak 2017 yılında geliyor. Önceleri ikili olaya çok sıcak bakmasa da sonra olabileceğini kafaya koyarak proje hayata geçiyor. Eğer böyle bir şey yapılacaksa bunun da Black Mirror’dan çıkması herhalde şaşırtıcı olmazdı. İnteraktif, film/diziler daha önce yine Netflix’de yapıldığı gibi yıllar önce kitaplarda ve yakın zamanımızda da oyunlarda sıkça yapılan bir olaydı. Bunları tüketen kişiler ürünün direk içerisine sokularak hikayeye şekil veriyorlar. Ana karakterin yapacağı seçime tüketen karar veriyor. Yani olmayan bir şeyi ve/veya denenmemiş bir olaya tanık olmuyoruz.

Bunların ötesinde Black Mirror: Bandersnatch interaktif olmayı bütün filme çok iyi şekilde yediriyor. İnteraktif bir kitaptan yine interaktif bir oyun yazmaya çalışan 19 yaşında ki Stefan’ın hikayesine tanık oluyoruz. Stefan bir süre sonra kendisini bir yönlendirme içinde buluyor. Şimdi burada bütün sonuçları tek tek yazmak mamasız, ama bir kaç sonuç hakkında iki kelam edecek olursak.


Bütün hayatımızda o ve/veya bu şekilde seçimlerde buluyoruz. Bir restoranda yemek yemek için oturduğumuz zaman önümüze bir menü geliyor ve seçim yapıyoruz. Bu gibi seçimler hayatımızın ilerisi için değişime konu olmuyor belki ama seçim hakkımızı kullanıyoruz. Filmin ilk başında ki Stefan’nın mısır gevreği seçimi öyküye bir katkısı olmadığı gibi. Keza otobüs de ki müzik seçimi gibi. Bu seçimler Stefan için bir yol çizmiyor ama senaristler bunları bir şekilde tekrar karşımıza çıkarıyor. Seçtiğimiz mısır gevreğin daha sonra Stefan’ın televizyonda reklamı görmesi gibi veya oyun şirketinin popüler oyun tasarımcısı Colin’ın Stefan’a hangi müziği dinlersin dediğinde otobüs de seçtiğimiz grubu söylemesi gibi. Filmdeki ilk ciddi seçimde Stefan yazdığı oyun için iş teklifi alıyor. Doğal olarak izleyicinin burada iş teklifi kabul etmesi beklenir. Kabul ettiğimiz an oyun piyasaya çıkıyor ve bir TV eleştiri programında 5/0 alıyor. Burada Stefan babasının oyuna 0 veren adama hitaben söylediği “o çocuk hiçbir şeyden anlamıyor” lafı buradan direk Stefan’ı yönlendiren seyirciye geliyor ve tekrar denemek için iş kabul anına geri geliyoruz. Burada ilk tercihi reddet olarak kullanan kaç kişi vardır, yüzdesi nedir bilmiyoruz. Netflix bu yönde bir açıklama olsa tadından yenmez.

Bandersnatch, iş teklifine hayır derseniz. Stefan 3 ay boyunca evden çıkmadan oyun yazmaya başlıyor. Artık sinirleri bozuluyor ve babası odasına gelerek hakkında endişe duyduğunu söylüyor. Burada tercihiniz babasına bağırmak ise devam ediyorsunuz. Eğer bilgisayara çay dökerseniz oyun bitmiyor ve bir senaryonun daha sonuna geliyorsunuz. Burada oyun yapmak veya tamamlamak sizinde asıl başarınız oluyor. Bir yerden sonra Stafen biziz. Buradan en temel ilerleme oyunu tamamlamak ve bunda başarılı olmak. Buradan babanıza bağırdığınız da babanız sizi dışarı çıkarıyor. Dr. Haynes ofisinin önüne geldiğiniz zaman ya Dr. Haynes’i göreceksiniz veya o an yoldan geçen Colin’e takılacaksınız. Dr. Haynes’i görürseniz, görüşme sırasında Stefan’ın annesinin ölümünden babasını sorumlu tutuğunu görüyoruz. Çünkü babası Stefan’ın en sevdiği tavşanını saklamış ve bunu ararken annesini geçirdiği için diğer trene binmesine yol açmış ve annesi tren kazasında hayatını kayıp etmiş. Burada Haynes’in çocuk olduğu ve kendini suçlu bulmamasını öğütlüyor. Bu filmin bize verdiği çocukken verdiğimiz kararlardan sorumlu değiliz. Buradan geçersiz bir determinizm söz konusun. Zaten bize tek bir seçim sunuluyor o da “hayır”. Colin’in peşine takıldığınız ise Colin’in evine gidip, Colin bize yardım etmesini bekliyorsunuz. Ve sizi bir uyuşturucu sunuyor. Bir şekilde bunu kabul ediyorsunuz. Colin karakteri filmin bir tür truva atı. Çok popüler ve iyi bir oyun yazarı. Stefan yaşadığı bütün sıkıntıların ve çıkmazın o farkında. Balkonda ki intihar anında da, ilk tanışma anınında ve Stafen evinde ölüm anı ile Colin bütün yaşananlara tek anlam veren olduğu anlıyoruz. Bir şekilde seyirci ile kafasını bulan aslında seçim ile sen bir şeyi değiştirmiyorsun, onan olacağına varıyor edasında. Buradan en dikkatli takip edilecek karakter Colin şüphesiz.

En nihayetinden en iyi sonuç Stefan’ın oyunu bitirmesi, oyunun 5/5 alması ama Stefan’ın babasını öldürmekten hapise düşmesi. Buradan asıl öykü olan Bandersnatch adlı kitabı yazan Jerome F. Davies sonu ile aynı oluyor. Jerome kitabı bitirdikten sonra karısını öldürüyor. Jerome ile Stefan hayat döngüsü koşutluk gösteriyor. Filmim sonunda da ise oyunu tekrar piyasa çıkarmak için Colin’in kızını görüyoruz.Bir lanetden söz ediyor ve bunu abartı buluyor. Sonra bir tercih daha çıkıyor ve her türlü bilgisayarı bozuyoruz ve hikaye sonlanıyor. Film daha sonra yaptığınız seçimlere dönerek diğer sonuçlarında görme şansınız oluyor. Böyle film aslında döngünün/öykünün devam ettiği söylüyor. Farklı bir deneyim için görmek şart ama bunun bir şeylerin kapısı açması hep de olası değil. Çünkü burada bütün senaryoya yedirilmiş sağlam bir iş var. İnteraktif bişi devamlılığı çok olası bir iş olarak durmuyor, gerisini zamanla göreceğiz.