Sanat, Sanatçıdan Ayrı Düşünülebilir Mi?

Sanatçının eserini siyasi duruşundan, görüşünden ve yaptıklarından ayrı olarak mı ele almak gerekir. Son Michael Jackson olayından sonra şu sıralarda en çok sorulan soru bu oluyor. İnsanlar kendi durumları da göz önüne olarak kendince cevaplar veriyor. Aslında bu ikilem şimdinin sorusu değil, insanlık bir şeyler üretmeye başladığından beri bu soru hep var oldu.

1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü alan Norveç’li yazar Knut Hamsun ödülü Nazi Almanya’sına hediye etti. İkinci Dünya Savaşından önce ve ülkesi daha işgal edilmemişken Nazi propagandası yapmış ve ülkesinin işgaline zemin hazırlamıştı. Daha sonra ülkesi işgal edilmiş, Hamsun, Hitler ile görüşmüş, savaş bittiğinde ise Norveç’liler Hamsun’a derin bir kırgınlık ve kızgınlık duymasına mani olmamıştır. Hamsun, yargılanmış ve ülke tarihin en büyük cezası ile cezalandırıldı ve kendi evinin banyosunda öldü.

Knut Hamsun günümüzde dahi Norveç’den çıkmış en büyük yazar. Norveç halkı gayet naif bir tepki ortaya koydu ve kitaplarını evinin bahçesine bırakırlar. Zamanla evinin bahçesinde bir kitap yığını oluşur. Bugün Hamsun’ın bu yönü tartışılmaz ve Açlık Knut Hamsun’un bu geçmişinden ayrı olarak edebi başyapıt olarak hepimizin kütüphanesinde durur. Okullarda ders olarak okutulur. Bugün Hamsun yazarlığı ve kişiliği için eleştiri getirilmiyor. Norveç’liler bu durum için bir çok yazı yazdı. Durumun gerekliliği ile yer yer Hamsun savunmasına geçildi.

Michael Jackson, yaşamının son zamanlarında adı çocuk tacizlerine konu olmuştu. Kendisi hiç bir zaman bunları kabul etmedi. Ölümünden 10 yıl sonra yayınlanan Leaving Neverland sonrası tartışma tekrar alevlendi. Şimdi bizler Thriller tekrar nasıl dinleyeceğiz. Bizim ülkemizde gündemin aşırı -yoğun- olmasından bunların üzerine tartışmak da kısıtlı bir alana kalıyor. Belgesel sonrası Kanada, Britanya, ABD gibi ülkeler de bazı yayın organları Michael Jackson şarkılarını veto ettiği ve çalmayacağı açıkladı. Bunların içinde BBC de olması olayı başka boyutlara taşıdı. Tabi ki M.J. durumu hala net değil ve insanlar buna göre tavır alabiliyor. Bazıları şarkıların çalınması ama şarkının sahibinin nasıl bir adam olduğunun anons edilmesi gerektiği gibi fantastik fikirlerde ortalarda dolaşmıyor değil.

Tabi bu durum sadece Michael Jackson ile sınırlı değil. Kevin Spacey, reşit olmayan bir çocuğa -bugün 47 yaşında- taciz ile suçlandı. Spacey olayı önce kabul etmese de, sonra yaptımsa da alkollün etkisi yapmışım diyerek olayı bir şekilde kabul etti ve yavaş yavaş sektörün dışına doğru itiliyor. Şimdi Michael Jackson şarkıların başında olduğu gibi Kevin Spacey’in The Usual Suspects’i izlerken filmin başında Kevin Spacey mudur, Bryan Singer mudur mu diyelim.

Bu örnekler artık günümüzde çokta fazla. Şimdi sanat, sanatçıdan ayrı düşünülebilir mi? Düşünülmemeli. Taciz gibi özellikle bulunduğu pozisyonu kullanılarak yapılan ve itirafı oldukça zor olan bir vaka da tek ceza biraz sosyal medya linci. Olursa kariyerinde oluşacak bir zarar. Karışık olan Hamsun’a yapılan gibi kitaplarını okumamak veya Michael Jackson şarkılarını dinlememek olabilir ama Kevin Spacey var diye bütün filmi yok saymak kolay mı. O kadar emeği bir kişi üzerinden yok saymak kolay mı? Bernardo Bertolucci’yi yok sayabiliriz ama The Sheltering Sky’da Debra Winger’i nasıl yok sayacağız. Bu konu daha çok tartışılacak anlaşılan.