The Kindergarten Teacher:Bulanıklaşan Sınırlar

Yönetmen/yazar Sara Colangelo, 2014 yapımı aynı adlı İsrail filmine sadık kalarak The Kindergarten Teacher’da bir çok yana evrilebilecek bir hikayeyi ustaca yoluna sokuyor.


Lisa Spinelli iyi bir eş, işini seven bir anaokulu eğitimcisi. İki yetişkin çocuğu ve kocası ile mutlu ama bir o kadar monoton hayatı var. Enerjisini ve sabrını anaokulunda çocukları bir üst sınıfa hazırlamak ve onlara alfabe öğretmek için harcıyor. Okul dışında ki tek uğraşı ise hafta da bir gün gittiği yetişkinler için olan şiir kursu. 40’lı yaşlarda ki Lisa, manik bir sanat tutkusuna tutulmuş, orta yaş histerisi yaşıyor.

Yönetmen/yazar Sara Colangelo, 2014 yapımı aynı adlı İsrail filmine sadık kalarak The Kindergarten Teacher’da bir çok yana evrilebilecek bir hikayeyi ustaca yoluna sokuyor. Tabi ki bundan ki en büyük yardımcısı çok üstün bir iş çıkaran Maggie Gyllenhaal. Lisa Spinelli olarak çaresizliği, sabrı ve hüznü film boyunca donuk yüzünden okuyoruz. Secretary filminden bu yana hatta en güçlü işinin bu olduğu söylemek abartı olmaz.

Lisa, şiir yazma sınıfında okuduğu şiirlerden gereken övgüyü alamıyor. Yazdığı şiirler naif tabir ile vasat ötesi. Bir gün anaokulunda bir çocuğun trans halinde bir şiir okunmasına tanık oluyor. 5 yaşında olan Jimmy’in okuduğu bu şiirden etkileniyor ve bunu kendi şiiri gibi kurs da okuyor ve bu sefer güzel övgüler alıyor. Özellikle de yazma sınıfının büyüleyici hocası olan Simon’dan. Lisa ile Jimmy arasında saplantılı bir bağın ilk adımları da atılmış oluyor. Lisa’nın entelektüel bir açıklığı var. Orta yaşlarda kendini ifade etmeye çalışıyor. Çocukları yaşıtlarına oranla zeki ama onun istediği gibi değil. Kızını uyuşturucu içerken yakaladığı zaman, kızını uyuşturucu içtiği için değil sanat/kültür konularında yaratıcı olmadığı için kızıyor. Artık dünya da bu tür şeylerin değerin olmadığından yakınıyor. Şimdi tam da böyle şeyler ile boğuşurken karşısına çıkan Jimmy’de bir Mozart potansiyeli görüyor.


Jimmy’in babası ilgisiz. İlgisiz olduğu kadar dünyaya bakış açıcısı pragmatik. Para kazanmak gerektiğine inanıyor ve bunun için sanatın doğru yol olmadığına biliyor. Jimmy amcası gibi “değersiz” bir yazar olmayacak… Lisa bundan sonra Jimmy’in bu yeteneğin yok olup gitmesine göz yumamayacağı anlıyor… Önce bakıcısının işten çıkmasına yol açıyor ve böylece Jimmy ile daha çok vakit geçirmeye başlıyor. Anaokulunda uyku aralarında saplantılı buluşmalar artık Manhattan’da sergi gezmeye hatta bir şiir buluşmasına kadar uzanıyor. Bu durum babasını rahatsız ediyor ve Jimmy’in bulunduğu anaokulundan uzaklaşmasına yol açıyor.

Lisa’nın saplantısı film boyunca mentörlük ile taciz arasında ki ince çizgide seyir ediyor. Manhattan’a her gitmelerin de gizem ve gerginlik söz konusu. Yönetmen Sara Colangelo’nun buralarda hakkını teslim etmek lazım. Buralarda ki gerilimi ve dramayı çok iyi harmanlıyor. Lisa’nın Jimmy ile tekli görüşmelerini, sabrını ve yol göstermesine, kararlılığına hayran oluyorsunuz. Ama aynı zamanda Jimmy üzerinde ki hakimiyetini de net görüyorsunuz. Colangelo, burada ki dengeyi çok iyi sağlıyor ve seyirciyi ahlakı yönden rahatsız etmiyor.

Bir tarafta 5 yaşında bir çocuğu alıkoyan bir öğretmen -hatta onu şiir olarak sömüren- bir tarafta ise doğuştan yetenekli bir çocuk ve yeteneğin farkında olan tek kişi de anaokulu öğretmeni. Muhtemelen bu yetenek hiç değerlendirilmeyecek. Lisa, filmin başından beri öğretmen pozisyonu ve sabrını hiç kayıp etmiyor. En zor durumda bile bundan taviz vermiyor. Hatta Jimmy’in ilk şiirinde Anna’nın kim olduğunu öğrendiğinde hayal kırıklığı yaşasa bile amacından hiç sapmıyor.

Sonunda Sara Colangelo insanı kendi değerleri ile baş başa bırakıyor ama sonunda da net bir mesaj veriyor. Jimmy’in aklına şiir geldiğini söylüyor ve etrafından kimse buna tepki vermiyor. İkinci kez bunu tekrarlıyor ama yine cevap alamıyor. Lisa’nın dediği gibi Mozart’ı kraliyet büyüttü ve Jimmy’i de birinin büyütmesi gerekecek. Lakin Jimmy’in artık bir Lisa’sı bile yok.