Don’t Look Now: Bir Gerilim Masalı

Görkemli stili, karanlık atmosferi ile doğaüstü, öngörülemeyen bir yolculuğa çıkarıyor. Korku/gerilim sineması adına Rosemary’s Baby, The Shining ve The Exorcist ile mükemmel dörtlüyü tamamlıyor. Şimdi bir gömüyü çıkarmak için 1973’e gidiyoruz.

Bazı filmleri sevmek için çok fazla neden yoktur. Bazen rengini bazen müziği bezen oyuncuları seversiniz. Bazen de bütün olarak bize yaşattığı deneyimi severiz. 1973 yılının ürünü olan Nicolas Roeg filmi Don’t Look Now’u sevmek için bu sebeplerin hepsine sahibiz. Görkemli stili, karanlık atmosferi ile doğaüstü, öngörülemeyen bir yolculuğa çıkarıyor. Korku/gerilim sineması adına Rosemary’s Baby, The Shining ve The Exorcist ile mükemmel dörtlüyü tamamlıyor.

Nicolas Roeg, İngiliz sinemasının önemli yönetmenlerin biri belki en önde gelenlerinden. Don’t Look Now, Nicolas Roeg’un üçüncü film ama bu filme kadar asıl ünü çok başarılı bir görüntü yönetmeni olması. Zaten filmin sinematografik olarak bu kadar kusursuz olabilmesi için bundan çok yararlandığı anlıyoruz. Bu filmi Nicolas Roeg dışında biri çekse ne olurdu nerede olurdu bilmiyorum ama sinema adına büyük bir deneyimi yaşamaktan maruz kalacağımız kesin, orası biliyorum…

Film İngiliz öykücü Daphne du Maurier’in kısa öyküsünden uyarlama. Daphne du Maurier, ülkemizde fazla tanınan bir isim olmasa da İngiliz edebiyatı kadar sineması içinde verimli bir isim. Alfred Hitchcock’un The Birds, Rebecca ve Jamaica Inn -en iyi du Maurier romanı olur- filmlerine de kaynaklık eder. Daphne du Maurier’ın öykülerin ana temelinde korkunç, doğaüstü olaylar bir melodram ile harmanlanır. Burada nasıl öyküden çıkan Nicolas Roeg ve senaristler Alan Scott ve Chris Bryant geniş bir özgürlükle konuyu ele alsalar da sonuçta Daphne du Maurier’in hikayesinin büyüsü bozmazlar. Lakin filmin oluşturduğu Hitchcockvari atmosferden yararlanırlar.

Don’t Look Now günümüzde iki miras ile hatırlanır. Birincisi benzersiz görselliği ikincisi beş dakika süren sevişme sahnesi. Yukarıda size 3 film saydım. Şüphesiz bunların hepsi de benzersiz filmler ama bu filmlerde böyle bir sevişme sahnesi mevcut değil. Bu sahne sinema tarihi için etkin bir an. Nicolas Roeg bu sahneyi ileri-geri geçişler -bütün sahneyi koymaz- ile çeker ve ilk filmi olan Walkabout’da bu konuda epey deneyimlidir. Walkabout’da yer alan cinsellik filmin kayıp olmasına yol açıp çoğaltılmasına bile mani olur. Don’t Look Now bu sahne nedeni ile Amerikan film derecelendirme kurulu olan MPAA’dan “R” ratingi alır ve seyirci konusun da daralma yaşar. Belki de diğer saydığımız filmler kadar hatırlanmaması da bu yüzdendir. Bu sahnenin dedikodusu ise hala devam eder. Julie Christie ile Donald Sutherland burada gerçekten seviştiklerine kadar uzar gider.

Her şey kasvetli bir İngiliz taşrasında başlar. John Baxter ve karısı Laura evlerinde işleri ile ilgilenirken iki çocukları evin geniş bahçesinde oynamaktadırlar. John, anlık bir his ile koşarak kendini dışarı atar ve küçük bir gölet de kızı Christine’nin su üstünde yatmakta olduğu görür. Lakin artık çok geçtir Christine boğularak ölmüştür.

Buradan bir kaç ay sonraya gidiyoruz. Venedik’deyiz. John Baxter, bir kilisenin restorasyonunda görevli, Laura ise umutlarını haplara bağlamış. Küçük oğullarını ise yatılı bir okula bırakmışlar. Sıradan bir öğle yemeğinde tekin görülmeyen iki İskoç kız kardeş tanışırlar. Kız kardeşlerden kör olanı Heather, medyum olduğunu iddia ediyor ve Christine’i gördüğü söylüyor. Bu konuda Laura’yı ikna etmeyi de başarılıyor. John ise inanmaz ama Laura’nın halinden mutludur. Laura, daha sonra kardeşlerin ısrarı ile bir medyum seansı düzenlerler. Bu seans sonrasında Venedik’ten ayrılmaları gerektiği söylenir. Eğer Venedik’de kalmaya devam ederlerse, John’un öleceği söylenmektedir. John, ilk önceleri bu kahine inanmaz ama Laura’nın durumu hakkında ise ciddi şüpheleri vardır. Oğulların yurda bir kaza geçirdiği öğrenirler ve Laura İngiltere’ye döner. Bu arada şehir de seri cinayetler işlenmekte ve polis John’u şüpheli olarak görmektedir.

Nicolas Roeg ortaya koyduğu Venedik, kartpostallardan gördüğümüzden çok başka. Venedik’de ki ilk sahne de John, kilise duvarını delerken bütün betonun tütün gibi olduğu, çürümüş olduğun dem vurur. Venedik’de keskin bir kış mevsimi yaşanıyor. İkonik binalarından çok kanalizasyonlarda, tekinsiz ve çöp yığınlarından oluşan sokaklarda ve izbe binalarda dolaşıyoruz. Romantizm şehri tedirgin edici bir korku şehrine dönüşmüş.

Don’t Look Now çok etkili bir açılış sahnesi ile açılır. Burada ileride olacak bir çok olay hakkında ilk belirtileri alırız. John Baxter psişik güdülere sahiptir. Evin dışarıdan izole bir yerinde Christine’in başına gelecek olan trajediyi hissetmesini burada görürüz. Filmin simgesi olan “kırmızı yağmurluk” ilk burada görünür ve film cam kırılması uğursuz bir olayın başlangıcı olarak işler. Christine’in ölümünden önce kardeşinin bisiklet ile bir camı kırmasına tanık oluruz. Roeg, bu ipuçlarını filmin sonunda çok başarılı bir şekilde bağlamayı başarır. John Baxter’in kanalda cenazesini görmesi de psişik yeteneklerinin bir sonucudur. Bir yerden sonra gelecek ile geçmişi karıştırmaya başlar.

Donald Sutherland, garip duran bir peruk ile filmi götürse de inançlı bir insan, acılı bir baba ve kariyerini düşünen restoratör rolünde çok başarılı bir iş çıkarıyor. Karısı Laura rolünde Julie Christie, depresyondaki anneyi ve karmaşık durumunu bütün film boyunca aksatmadan yansıtmayı başarıyor. Kız kardeşler filmin başlarında ki ürkütücü ve tekinsiz halleri filmin sonralarına doğru dağılıyor. Ortaya abartı, zorlama bir iş çıkıyor. Belki filmin en zayıf yeri burada oluşuyor. Kardeşleri oynayan Hilary Mason ve Clelie Matania aynı istikrar ile iş çıkardığı söylemek zor.

Filmin gösterildiği yıllarda herkes filme bayılmadı sonuçta. New York Times’in efsane baş eleştirmeni Vincent Canby filme karşı muhalif bir tavır takıldı. Filmi gittikçe kabaran bir su köpüğüne benzetti ve bu köpüğün patlamak yerine sönmesinden yakındı. Bu durum Don’t Look Now’un İngilizler tarafından yapılmış en iyi beş yerli yapımdan biri olarak gösterilmesi engel teşkil etmedi. Ülkemizde filme ulaşmak zor. Basılmış bir DVD’si mevcut olmadığı gibi stream içeriklerde de bulunmuyor. Bugün birlikte anıldığı filmler kadar bilinmese de gömüldüğü yerden çıkarmak için tam zamanı.