Border: Soğuk Sınırlar

Kabullenmesek de kendi içimizde sınırlar var. Bu sınırları bazen kendimiz, bazende toplum bize bunu koyar. Peki bu ne kadar doğru. Biz kimiz ve bu sınırları kim koydu. Kuzeyden gelen Border bunun cevabını verebilir mi?

Border, adı gibi sınırda bir film. Filmi gören bir çok kişi gördüğü şeyi en kötü film olarak sınıflandırabilir. Benim gibi bir kısım için ise sinemada gördüğü en garip filmlerden biri olarak adlandırabilir. Let the Old Dreams Die’in (Gir Kanıma) de yazarı olan John Ajvide Lindqvist’in kısa öyküsünden Isabella Eklöf ve yönetmen Ali Abbasi tarafından senaryolaştırılmış. Ali Abbasi, İran doğumlu bir İsveç’li. Çocukluğu ve gençlik yılları Tahran’da geçmiş. Okumak için geldiği İsveç’e göç etmiş, şimdilerde ise Danimarka’da yaşıyor. Ali Abbasi, Border ile uyumadan çocuklara anlatılan bir İskandinav masalı işliyor. 

Tina, İsveç’de küçük bir sahil kasabasının limanında gümrük güvenliğinde çalışıyor. Uzun bir koridordan geçen yolcuları ayakta durarak izliyor ve koku alma gücü sayesinde, insanlarda ki öfke, korku, utangaçlık gibi duyguların kokularını alıyor. Yakaladığı suçlular avuntu niteliğinde ama bir gün çocuk pornosu taşıyan iyi giyimli bir adamı yakalıyor ve yetkiler tarafından bu işin içine sokuluyor. 

Tina, insanlardan uzak, ormanda küçük bir evde yaşamayı tercih ediyor. Roland adında köpek dövüşlerine katılan bir adam ile aynı evi paylaşıyor. Aslında Roland’dan hoşnut değil ama babasına dediği gibi insanların çevresinde bulunmasını da istiyor. Tina için her şey rutin bir iş gününde fiziksel olarak kendine benzeyen Vore’nın gelmesi ile değişiyor. Tina, belki istemeden kendini Vore’ya doğru itiyor. Tina bu arada çocuk pornosu soruşturmasında yetkililere yardım ediyor ve filmde yan öykü olarak ilerliyor. 

Buraya kadar olanlar bir film için çok klişe olabilir. Filmin asıl marifet Tina ve Vore’nin fiziksel durumları. Neandertal bir görünüşe sahipler. Tina’nin hayvanlarla ilişkisi, ayakları çıplak ormanda dolaşması doğa ile arasında bastırılmış bir duygu içerisinde. Bir tarafta modern insan yaşamı bir tarafta ise doğa. Şimdi tam bu arafta Tina. Kendini modern insan tarafında görüyor ve/veya görmek istiyor. Vore ise kendini insan gibi görmüyor hatta insanı düşman olarak görüyor ve intikam almak istiyor. Tina’nin bastırdığı bütün duyguların dışa vurumunu Vore’de görmek mümkün. 

Ali Abbasi, dışarıdan bakılınca hissedilecek bu ayrımı anlatırken, ne Tina’nin ne de Vore’nin toplum içinde dışlanmasına veya alay konusu olmasına bizi tanık etmiyor. Belki kendi deneyimlerinden de yola çıkarak kuzey Avrupa’nın bastırılmış ayrımcı hislerinin direk göremiyoruz. Gümrük görevi sırasında bir adamın Tina’nın arkasından “çirkin oruspu” demesi gibi yüze karşı bir alay yok ama içten oluşan bir sınır var. Şimdi Vore, bu sınırın farkında ve insan olmadığı ve insanların dost olmadığı konusunda da kararlı. Kurtçuk yiyen Vore, bunu Tina’ya da teklif edince Tina’nın tepkisi bunun iğrenç olduğu, iğrenç olma sebebi olarak da herkesinin bunu böyle söylediği. Tina’nın verdiği cevaptan neden duygularını bastırdığı ve neler hissettiği anlıyoruz. Modern insanın beklentilerine cevap verme dürtüsü ağır basıyor. Vore, yavaş yavaş Tina’nın alt benliğin ortaya çıkmasını sağlıyor. Tine ve Vore’nin afinite durumu ayrık sevişme sahnesi ile acayip bir duruma ulaşıyor.

Film, Tina ve Vore’nin yakınlaşması sonrası bambaşka bir yere evriliyor. Fantastik bir mecradan polisiye kayıyor. Seyirci olarak normalde Tina ve Vore ilişkisinde ilerleme beklerken, film bizi dışa itiyor ve şaşırtıyor. Bu durum film için avantaj yerine aleyhine dönüyor ve sonlara doğru sıradan bir hal alıyor. Yinede filmin bütününe kapanmaz bir yara açmıyor.

Yüklü bir makyaj altında Eva Melander, Tina olarak film boyunca çok büyük bir iş çıkarıyor ve filmin en büyük keşfi durumunda. Fin aktör Eero Milonoff’da Vore olarak aynı derecede Eva Melander’e ayak uyduruyor. Filmin bu başarılı makyaj çalışması Oscar adaylığı getirdiği de söyleyelim. Border, son yıllarda başarılı ve ayrık işler çıkaran İskandinav sinemasın son göz ağrısı. Buna tanık olmak ve garip bir deneyim yaşamak isteyenler için şans verilmesi gereken bir film.